Gaziantep’in kebap kokulu sokaklarından Tekirdağ’ın taze deniz havasına uzanan, azim dolu bir başarı hikayesi: Tolga Şeker ve Sugar Chefs. 9 yaşında sokaklarda mendil satarak başladığı hayat mücadelesini, bugün Tekirdağ’da her yıl yeni bir şube açan bir restoran zincirine dönüştüren Tolga Şef, “Gaziantepli bir balık ustası” olmanın farkını ortaya koyuyor. “Kendi yemediğimi kimseye yedirmem” ilkesiyle yola çıkan Sugar Chefs, ara sokaklarda batma riskine rağmen kalitesinden ödün vermeyenlerin nasıl devleşebileceğinin en canlı örneği.
“İlk 6 ay 3 günden fazla meze bırakmadım dolapta. 3 günü geçen ürünü çöpe atıyordum.”
Bu işe nasıl başladınız?
İsmim Tolga Şeker. Sugar Chefs’in Tekirdağ’da kurucu şefiyim. Gaziantep doğumluyum. Okuma hayatım çok fazla olmadı, aileme destek olmak zorundaydım. Önce terazicilerde tartı tarttım, sonra sokaklarda sakız sattım. 9 yaşında iş hayatına atıldım. Mendil satıp işportacılık yaparak kendimi geliştirdim. Annem ve babam meslek sahibi olmamı istediler. Bir kebapçıya maydanoz yıkama elemanı olarak başladığımda 11 yaşındaydım. 15 yaşına kadar çalıştım. 5 yılın sonunda Gaziantep’in en lüks oteline girdim. Oradan ayrılıp Kıbrıs’ta çalıştım, sonra ailemi özlediğim için geri döndüm. Askerlik yaparken komutan bana, ‘’Tolga ben Ereğli’de bir yer aldım. Bana destek olacaksın.’’ dedi. Ailemi toplayıp Tekirdağ’a geldim.
Abimiz ayrılmak zorunda kalınca dükkanı devretti. sonra bana 7-8 masalı bir restoran vardiler ama dükkanın camı yok, penceresi yok, çatısı yok. Eşimle birlikte burayı yapmaya karar verdik ama hiç elemanımız yoktu. 32 tabakla günde 150 kişiye servis yaptık. 2012 yılında ilk şubeyi Beyazköy’de açtım ve 2017’ye kadar işlettik.
Eğer lezzetin iyiyse, dağın başında da açsan balıkçı, etçi fark etmez, her yerde iş yaparsın.
İkinci şube ne zaman açıldı?
Biz 4 yılın sonunda personel almaya karar verdik, çünkü artık her şey oturmuştu. Kendimizden emindik. İlk personelimizi aldık, 5. yılın sonunda ise ikinci şubeyi açtık. İnsanlar bize ‘’Bu ara sokakta ne işin var, batacaksın.’’ dediler. Biz yine de vazgeçmedik. İlk 6 ay 3 günden fazla meze bırakmadım dolapta. 3 günü geçen ürünü çöpe atıyordum. Yine ‘Batacaksın, üzerine yoğurt dök servis et.’’ dediler. Ben de ‘’Gerekirse kapatacağız ama hiç kimseye bayat ürün yedirmeyeceğiz.’’ dedim.



Dönüm noktasını ne zaman yaşadınız?
6 ay sonra Öğretmenler Günü’nde burası full çekmeye başladı, eşimle karşı karşıya geldik. İnsanlara ‘’Kusura bakmayın, rezervasyonla alıyoruz.’’ demeye başladık. Bana batarsın diyen adamlar, beni ayakta alkışladı. Çünkü ben her şeyden önce kendi yemediğimi yedirmedim kimseye. Tekirdağ benim için çok önemli, beni alıp havaya kaldıran tek memleket.
Yılda bir defa insan şube açar mı? Biz Tekirdağ’ın sayesinde Beyazköy’den bu yana hiç aralık vermeden yılda bir defa şube açıyoruz. İlk şubeden son şubeye kebapçı hariç, et-balık-meze konseptinde hizmet veriyoruz. Ben balığı, günlük alan balıkçıdan bizzat kendim gider alırım. Tekirdağ halinden tüm malzemeleri kendim alırım.
”İnsanlara müşteri değil, misafirin gibi bakacaksın. Sarıldığın zaman bu iş oluyor.”
Balıkçı açmak isteyenlere ne tavsiye edersiniz?
Eğer lezzetin iyiyse, dağın başında da açsan balıkçı, etçi fark etmez, her yerde iş yaparsın. Eğer lezzetin kötü, paran var, her şeyden senden yana da olsa hiçbir şey yapamazsın. Çünkü öncelikle bu mesleği seveceksin, bu mesleğe aşık olacaksın. İnsanlara müşteri değil, misafirin gibi bakacaksın. Sarıldığın zaman bu iş oluyor, paran olduğu zaman değil. Ben zamanında çok çalıştım 18-20 saat kadar çalıştım, ezildim ama yanımda çalışan personeli hiçbir zaman ezmedim. Onlar benim için çok değerli.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
