Haberler

Hatay Mutfağının İstanbul’daki Temsilcisi: Can Usta ve Sofokles’in Hatay Hikayesi

İstanbul’un kalabalığında, tabelası olmasa da kokusuyla ve samimiyetiyle yolunuzu bulabileceğiniz bir “huzur limanı” var. Can Kar ve oğlu Sofokles’in birlikte yürüttüğü bu işletme, sadece bir lokanta değil; Hatay’ın depremle sarsılan ama yok olmayan o çok kültürlü, kardeşçe yaşama iradesinin bir yansıması. 80’li yıllarda Hatay’dan bir marangoz kalfası olarak yola çıkan Can Usta, zanaatındaki ustalığını mutfağa, “müşteri değil misafir” ağırlama felsefesine dönüştürmüş. Bugün bayrağı devralan oğlu Sofokles ise dört dil bilen vizyonuyla, Bakırköy’den Antakya’nın kadim lezzetlerine uzanan bu mirası geleceğe taşıyor. Müslüman, Musevi, Ortodoks ve Ermeni kültürlerinin harmanlandığı o eşsiz Hatay ruhu, şimdi bu butik dükkanda, biberli ekmeklerin kokusunda ve dostça yapılan sohbetlerde yaşamaya devam ediyor.

“Biz Hatay’ı buraya getirdik. Hatay’ımız yok oldu ama Hatay kültürünü burada yaşatıyoruz. ”

Kendinizden bahseder misiniz?

Biz Hatay’ı buraya getirdik. Hatay’ımız yok oldu ama Hatay kültürünü burada yaşatıyoruz. İnşallah tekrar imar olunca herkes oraya gidecek. Hatay’da müslüman, musevi, ortodoks ve ermenisi hiç kimse mteki değildir. Hristiyanların bayramı olunca civardaki herkes gelir, müslüman bayramı olunca herkes katılır. Çünkü ortak bir dayanışma var. Bizim köy ortodoks köyüdür ama herkes dostça kardeşçe yaşar burada. 

Burası bir hobi olarak başladı; tabelamız bile yoktu. Ama öyle bir noktaya geldi ki, şu an müdavimi çok


Adım Can, soyadım Kar. Antakya doğumluyum. Zanaat öğrenmek için köyden Antakya’ya intikal etmek zorunda kaldım. Babam hem çiftçi, hem de özel arabamız var yolcu taşırdı falan. Sonra İstanbul’da bir kısmetimiz doğunca ve iş imkanı olduğunu söyleyince 80’li yıllarda buraya geldim. Ben Hatay’dan buraya gelirken marangoz kalfasıydım. 15 yaşlarında buraya geldim. Mobilya ustalarıyla çalışıyordum. Hala aktif bir mobilya işletmem var, ben burada butik olarak çalışıyorum. 

Burası nasıl kuruldu?

Benim bütün akrabalarım Almanya’ya gitti, ben burada yalnız kaldım. ‘’Bir şey sahibi olacaksam, burada kendi ülkemde olacağım.’’ dedim. Çok büyük param olmadı ama kariyerim var. Burada herkes bana Can Usta der. Biz bu işi kurarken hobi olarak denemek istedik. Bir bütçe ayırdık ve eşimiz, dostumuz ile buluşma yeri yapmak istedik. Sonra bu işten keyif almaya başladık ve her geçen gün talep arttı. Benim bir tabelam bile yok, çünkü hobiyle başladığımız için işi tabelasız yaptık. Ama öyle bir duruma geldi ki, şu an müdavimleri çok. Ben kendi işimi bırakıp buraya gelmeye başladım ve ikinci bir hayat serüveni başladı. İnsanlar bize mest oluyor, çünkü doğru yapıyoruz. Çoğu insan buraya müşteri olarak değil, misafir olarak geliyor. 

Biz hobi olarak başladık ama ticari bir işletme durumuna gelince daha iyi yönetilmesi gerektiğini düşündüm. Bu sefer biraz yoruldum ve aksaklıklar oluşmaya başladı. Sonrasında oğluma işletmesi için verdim ve geri çekildim. Sağolsun bizi utandırmadan devraldı ve çalıştı. 

Burayı devralma fikri nereden doğdu?

İsmim Sofokles. Bakırköy’de doğdum. Rum Lisesi’nden mezunum. Okuldan çıkıp eve geldiğimde bir boşluk hissediyordum. Babam işten çıkıp işe gidiyordu ve bu boşluk beni rahatsız etmeye başladı. Baktım burada kurulu bir düzen var ama daha iyi gidebilir, potansiyeli var diye başlamak istedim. Tabi önce çay dağıtarak başladım işe. Sonra bulaşık yapıyorum, hafta sonları dükkanı ben açıyorum falan. Pandemi sürecinde herkes gibi biz de yaralandık. 3-4 ay kapalı kaldı mekanımız. Sonra paket servise dönüştürdük falan. Kuryeler yeri bulamamaya başladı falan mecburen aşağıya tabela koymak zorunda kaldık. 

Ben Antakya mutfağının iyi temsil edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Evet Adana ve Antep’te çok güzel et yiyebilirsiniz ama bizde çay saatinde bile oturup biberli ekmek yiyebilirsiniz. Vegan ve vejetaryen müşterilerin çok tercih ettiği bir mutfak. Gerçekten meze yemeye gelen müşterilere sahibiz. Bizim yabancı dilimiz de çok, babamın Arapçası var, ben 4 dil biliyorum. Aile işletmesi olduğu için yanlış yapılmıyor burada ve müşteriler hep geliyor. 

”Antakya mutfağının iyi temsil edilmesi gerektiğini düşünüyorum. ”


İşinizi büyütmeyi düşünüyor musunuz?

İşlerimiz çok iyi noktaya geldi. Ama ben büyümeyi ve ikinci şubeyi düşünmüyorum. Farklı bir yere geçmeyi düşünmüyorum. Çünkü burada huzurluyuz. Buraya gelecek adam ya turist, ya da eski müşteri oluyor. Buraya gelip memnun kalanlar geliyor. Burada daha güvenli ve keyifli iş yapıyoruz. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir