Haberler

600 Yıl Önce Osmanlı’dan Miras Kalan Pazar: Tarihi Cuma Pazarı

Bursa’nın sert havası, şifalı suyu ve dervişlerin duasıyla kurulan bir asırlık gelenek… Tarihi Cuma Pazarı, sadece bir alışveriş noktası değil; kuşaklardır sancağı devralan ustaların, Merinos kıvırcık kuzusunun lezzetini ve Osmanlı bereketini yaşattığı yaşayan bir müze. Göçün ve değişen zamanın kıskacında, sanayiden uzak, bol oksijenli bu huzur durağı, sosyal medyanın gücüyle eski ihtişamını yeniden kazanırken; Niyazi, Selami ve Mesut ustalar gibi gönül vermiş esnafıyla köklerine tutunmaya devam ediyor.

“Buradan kazandığımız para çok bereketli. Az da olsa harcaya harcaya bitiremiyoruz.”

Tarihi Cuma Pazarı’nın ustaları kendinden bahsediyor;

Benim soyadım Niyazi Nara. Yaşımı sorduklarında 2×46 diyorum ben. 50 senesinde başladım ve o zamandan bu yana geliyorum. 

Benim nüfusta ismim Selami Nara. Ama iki tane ismim olduğu için Kavurmacı Ali olarak devam ediyorum. Dededen babaya kalan bir iş bu ama benden sonra sancağı alacak kimse yok. 50 seneden beri burdayım. 

Ben Mesut İlhan, Bursa’da doğdum. Kasabım. Ben 3. nesilim, dedemi de sayarsak 100 yıldan beri buradayız. 

Adım, Ali Özkan, 60 seneden beri buradayım. Babam babasından devralmış burayı sonrasında ben aldım. 

İsmim Murat Bozkuş, 1982 doğumluyum. Kasap, et ve mangal işiyle uğraşıyorum. Bu cuma pazarında tezgahın sahibiyim ve döner yapıyorum.

Bizim etimizin özelliği bu bölgenin hayvanı olması. Bursa’nın havası sert, suyu sert. Hayvanların otladığı mera da ona göre lezzet veriyor. 


Buranın hikayesini anlatır mısınız?

Burası Osmanlı’dan kalmış bir yer ve 7 tane ermiş kurmuş burayı. 40 derviş bir araya gelmişler ve bunu kurmuşlar. Buradaki ağaçların inceliği kalınlığı makana göredir. Eskiden sağlı sollu olarak herkes buraya gelir satış yapardı. Bizim çocukluğumuzda burası hayvan pazaranın üç katıydı ama şartların vermiş olduğu durumdan dolayı düştü. Elimizden geldiği kadar burayı canlandırmaya çalışıyoruz. Göç başladı ve hayvancılık yavaş yavaş bitmeye başladı. Sadece biz kaldık burada. Ben buranın sayesinde sigortamı ödedim, çocukları evlendirdim, hac yaptım. 

Buradan kazandığımız para çok bereketli. Az da olsa harcaya harcaya bitiremiyoruz, burada Osmanlı bereketi var. Buranın havası da ayrı, geldiğimizde bir huzur buluyoruz. Burada yediğin etin yarısını eve götür, aynı lezzeti alamazsın yani. 

Cuma pazarının ekmeğini yemeyen yoktur eski yaşlılardan. Kimisi ekmekçilik, kimisi hayvancılık yapmıştır. Hiçbir şey yapmadıysa adam limonata falan satardı. Eskiden sadece bir tane güveç yapan bir arkadaş vardı, geri kalan kavurma yapıyordu. Sonra buraya değişik bir şey getirmeye karar verdik. Çünkü dışarıdan gelen çok insan var. Rize, Yalova, İstanbul veya Tekirdağ’dan geliyorlar buraya. Ekstra bir tane fırın koyduk ve yaprak döner koyduk mesela. Yaz aylarında biraz daha fazla müşteri oluyor, kış pazarı olduğunda müşteriler azalıyor. 

Bizim etimizin özelliği bu bölgenin hayvanı olması. Bursa’nın havası sert, suyu içtiğimiz suya göre daha sert. Hayvanların otladığı mera da ona göre lezzet veriyor. Biz zaten bu bölgenin hayvanını kullanıyoruz, Merinos kıvırcık kuzusu var. Burada günlük taze kesim yapılıyor, herkes kestiği gün yapar. 

”Ben bu işe sevdalıyım, o yüzden burayı terk etmek hiç aklımdan geçmedi.”


Herkes şehre göçtü, çok insan kaybetti. Benim çocukluğumda 45.000 kadar gidiyordu nüfus. Şimdi 10.000 bile değil yani. Ben bu işe sevdalıyım, o yüzden hiç aklımdan geçmeyi burayı terk etmek. Büyük oranda yaşlı kesim var, gençlerin çok tercih ettiği bir yer değil. Burada 15 gün kalan insanın kanı bile değişir. Çünkü sanayi yok, bol oksijen var. Kimse kimsenin işine karışmaz aksine yardımcı olur. Halkımız çok iyidir. Gelen misafirlere ilgi gösterir, memleketimizden çok memnunuz. 

Sosyal medya olmasaydı burası o kadar tanınmış bir yer değildi. Bursa Merkez’e 1, 1 buçuk saat uzaklıktayız. Eskiden Cuma’dan Cuma’ya açardık, şimdi 3-4 gün açıyoruz. Bazı arkadaşlar her gün bile açıyor. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir