Haberler

İzmir’e Kuzuyu Sevdiren Erzurumlu Dönerci Dadaş

Erzurum’da dedesinin kuzine sobalı mutfağında yetişen, İstanbul’un kalabalığında yönünü altıncı hissiyle bulan ve sonunda İzmir’in damak tadına imzasını atan bir isim: Fuat Karasu. Onun hikayesi, sadece bir esnaflık öyküsü değil; zayıf ve “farklı” bulunduğu için iş verilmeyen bir gencin, azmiyle tüm İzmir’e kuzu döneri sevdirmesinin zaferidir.

“İzmir’e geldiğimde kimse bana iş vermedi. Hem çok zayıfım diye, hem de tipim değişik diye geri çevrildim. Ama pes etmedim. ”

Kendinizden bahseder misiniz?

İsmim Fuat Karasu. Erzurum’da dünyaya geldim 10 yaşına kadar Erzurum’daydım, Erzurum’daki hayatım çok güzeldi. Kışı güzel, yazı güzel, baharı güzel. Uslu bir çocuktum, dedemin çok sevdiği torunlarından birisiydim. Rahmetli dedemlerin bir tanesi lokantacıydı. O dedemin yanında yetiştim ve bu mesleği ondan öğrendim. O zaman hep yanına giderdim. Şimdiki gibi böyle ocaklar yoktu, kuzine sobalar vardı. Yemekleri o sobadan çıkardığında hep merak ederdim, o yemek nasıl çıkıyor diye. Ortaokulu bitirdikten sonra İstanbul hayatım başladı. İstanbul’a gelme sebebim ise, Erzurum bana dar gelmeye başlamıştı. 

Biz burada döneri sırf kuzu etinden yapıyoruz. İçinde bir gram dana eti yok. 


İstanbul’a geldikten sonra oturdum bir yarım saat kendimi dinledim. Altıncı hissim bana dedi ki, ”Vapura bin, nereye giderse gitsin orada in.” Sonrasında vapura bindim ve Eminönü’nde indik, sonra dolaşmaya başladım. Sonra dolaşmaya başladım, kendime iş aradım. Fırıncı bir arkadaş, ”Mesleğin var mı?” dediler, ben de ”Yemek yapabiliyorum, döner var.” dedim. Kimse inanmıyordu benim aşçı olduğuma. Sonra bir yerde işe başladım ama orayı sevemedim. Rahmetli dedemin mutfağı ile onun mutfağı arasında çok büyük fark vardı. Askere gidip döndükten sonra bir süre Erzurum’Da durduk. Atatürk Üniversitesi’nin kantininde çalıştım, eşimi orada tanıdım ve evlendik. Baldızım ise İzmir’de Ziraat Mühendisiydi. Onlar buraya gelin deyince İzmir’e taşındık ve yıllardır buradayız. İzmir’e geldiğimde kimse bana iş vermedi. Hem çok zayıftım, hem de tipim değişik diye işe alınmadım. Bodrum’da Konak Restoranında çalıştım ve 4 yılım orada geçti. Ardından döndüm ve bir ustanın yanında işe başladım. 89 yılından beri bu mahallede dönercilik yapıyorum. 

Burayı açarken hedefiniz neydi?

Biz burada döneri, sırf kuzu etinden yapıyoruz. Bu dönerin içinde 1 gram dana eti yok. Eskiden diyordum ki, ”Bu dönerde dana eti bulana Mercedes vereceğim, uçak vereceğim.” Benim amacım İzmir’e kuzu dönerdi sevdirmekti ve başarılı da oldum. Ben ilk zamanlar iki işte birden çalışıyordum. Önce ustama gidiyordum oranın işlerini yapıyordum, 11’den sonra buraya gelip kendi dönerimi bitiriyordum, sonra tekrar ustaya gidip ertesi günün bütün yemeklerini yapıyordum. Herkes bana ”Çok zor.” diyordu. Zor değil, seversen her şey güzel. 

Gençlere ne tavsiye edersiniz?

Bazı gençler diyor ki hayat çok zor, ne zoru biz ayakkabı bulamazdık, elbise bulamazdık. Şimdi her şey var. Ben gençlere sesleniyorum, ne iş yaparsanız yapın, severek yapın. Çay içtiğin zaman bile çayı zevkle için, o çay size bal olur. 

”Bazı gençler ‘hayat çok zor’ diyor. Ne zoru? Biz ayakkabı bulamazdık, elbise bulamazdık. Şimdi her şey var. ”


Sizin dönerinizi özel kılan nedir?

Bu döneri kestiğiniz zaman altından pembe renk çıkıyorsa, bilin ki kuzu etidir. Eğer kahverengi çıkıyorsa, dana etidir. Ben giydiklerimi her gün değiştiriyorum. Bizim sektörümüz gıda olduğu için, sürekli temiz olman lazım, her gün üstünün değişmesi lazım. Kimisi bana dönerin kralı diyor, ben de diyorum ki ‘’Bana dönerin kralı demeyin, İzmir’e kuzuyu sevdiren usta.’’ diyin. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir