Hayat bazen kapıları yüzümüze kapattığında, aslında bizi daha geniş pencerelerden bakmaya davet eder. Uluslararası İlişkiler mezunu Eda Halıcı için bu pencere, İznik’in bereketli topraklarına açıldı. Akademik başarılarına ve yüksek puanlarına rağmen sınav engellerine takılan Eda, pes etmek yerine rotasını aile mirasıyla harmanladığı toprağa çevirdi.
Bugün babasıyla birlikte kurduğu “İznik Mavisi” markasıyla, sadece mavi yemiş (yaban mersini) üretmiyor; aynı zamanda “zehirsiz tarım” felsefesiyle bir şifa köprüsü kuruyor. Bir genç kadının, elindeki budama makasıyla sadece dalları değil, kendi geleceğine dair ön yargıları da nasıl kestiğini; toprağın iyileştirici gücüyle nasıl yeniden filizlendiğini anlatan bu samimi söyleşi, kariyer yolunda kaybolmuş hisseden herkes için bir rehber niteliğinde.
“Budama yaparken o her kestiğim dalda, güçsüz bedenimin o dallarla birlikte tamamıyla güçlendiğini hissettim.”
Kendinizden bahseder misiniz?
Ben Eda Halıcı. 1997 yılında Ankara’da doğdum. Ankara’dan sonra babamın da mesleği gereği, babam ziraat mühendisidir, bir tayin sebebiyle Diyarbakır’a gitmemiz gerekti. Diyarbakır’dan sonra da Bursa’ya geldik. Yani çok aslında şehir şehir gezen bir çocukluğum oldu. Bursa merkezden sonra da İznik’e geldik. Şu an hala İznik’te yaşıyorum. Uludağ Üniversitesi’nin Uluslararası İlişkiler bölümünden 2019 yılında mezun oldum. Üniversiteden mezun olduktan sonra bütün akranlarım gibi bazı kurum sınavlarına çalışmaya başladım. 3 sene boyunca sadece sınavlara hazırlandım. KPSS olsun, idare hakimlik sınavları olsun, kaymakamlık sınavları olsun. KPSS hariç hepsini denedim. Çok da güzel puanlar almama rağmen her seferinde ucundan ucundan kaçırdım. Üç kere de kere denedikten sonra artık dedim ki bunu burada bitirmemiz gerekiyor. Çünkü bir şeyi zorladıkça olmuyorsa bir sebebi vardır. 85 almam gerekiyorsa 84,5larla kaçırdım. Bunun kendimce bir işaret olduğunu ve bu yolu çizmemem gerektiğini, kendime başka bir yol çizmem gerektiğini düşündüm ve şu an işte arkada görmüş olduğunuz bu bahçeye doğru yolumu çevirmiş oldum. Babam emekli oldu. Tamamıyla kendini bahçeye vermiş oldu. Babam hep ”Ben emekli olduktan sonra kendi mesleğimi yapmak istiyorum ama rahatça yapmak istiyorum. Yani ne istersem onu yapmak istiyorum.” tarzı bir düşüncesi vardı. Biz Artvin Yusufelliyiz aslen. Yusufeli’nin de çok büyük bir baraj oldu ve ata topraklarımızın hepsi su altında kalmış oldu ve bize belli bir ücret ödendi o topraklar için. Biz de aslında ata topraklarımızı Artvin’den alıp İznik’e getirdik.
Bahçemizin kapısından içeri herhangi bir tarım zehri sokmuyoruz.
Bu iş nasıl ortaya çıktı?
Benim gençlik hayalim diyebilirim. Ziraat mühendisiyim. Emekli olunca ne yapabilirimi çok düşündük. Son yıllarda da bu ürünü takip ediyordum ben. Daha sonra bunun üzerine çalışmaya başladım. Bunun üzerine hayaller kurmaya başladım ve bu işe başladık. Ben maalesef sınava hazırlandığım için bahçenin ilk kurulum aşamalarının hepsini kaçırdım. Bahçe çoktan kurulmuştu. Ben ilk geldiğimde ilk yaptığım şey bahçede budama olmuş oldu ve yani o kadar ya yorgun bir vücudum vardı ki o senelerde. Kendimi tamamıyla artık ”Ben başarısız bir insanım, yani bir işin ucundan tutamıyorum olmuyor galiba hissiyle” çalıştım. Budama yaparken o her kestiğim dalda işte o benim güçsüz bedenimin böyle o dallarla birlikte tamamıyla güçlendiğini hissettim. Bir konuda başarısız olduğumuz zaman özellikle gençlerde çok böyle hayal kırıklığı işte ben galiba yapamıyorum, başaramıyorum sıkıntısı çok oluyor. Ama böyle işte doğayla iç içe girdiğimiz zaman, doğanın o işleyişini gördüğümüz zaman yani ne ekersek onu biçeriz mantığını burada gördüğümüz zaman aslında başarısızlık değil de, yolumuzu yanlış tarafa çevirdiğimizi görmüş oluyoruz. Ben de bahçede bu farkındalığı yaşamış oldum. Yani başarısız değiliz. Sadece yanlış taraftayız, kendimizi bulmamız gerekiyor.
Bizim bahçemiz yaklaşık 10 dönüm. 10 dönümlük alanda yaklaşık 2700 adet kökümüz var. Bizim hasadımız her sene artarak devam ediyor. İlk sene sadece 200 kilo aldık. İşte geçen sene 2 ton civarı aldık. Bu sene büyük ihtimalle 6 ton civarı alacağız. En verime ulaştığı zaman büyük ihtimalle 10 ton kadar bir hasadımız olacak ve orada artık sabitlenecek. Şu anda kazandığımın büyük bir çoğunluğunu bahçeye geri yatırıyorum. Bahçeye yatırım yapmadığımız sürece hasadımız da çok verimli bir şekilde olmuyor ne yazık ki. Bir iki sene daha geçince artık gerçekten iyi bir şekilde kazanmaya başlayacağım. Bakalım bu sene bütün meyveleri satabilecek miyiz?



Meyve satışları sosyal medyadan mı yapılıyor?
Ben bahçenin bu budamalarını yaptıktan sonra böyle bahçeyle daha da güzel bir bağ kurdum. Yani o budamayı yaparken bile aslında aklımda ”Bu bahçenin başına geçeyim. Babamla birlikte işte bu bahçeyi böyle büyütelim, birlikte yapalım.” gibi fikirler yoktu. Biraz daha zaman ilerledikçe fidanlar büyüyor ve meyve vermeye başlıyor. Meyve verdiğinde artık şunu fark ettim. Buradan çok sayıda meyve çıkacak ve bu meyvelerin satılması gerekiyor. İnanılmaz büyük bir emek sarf ediyoruz. Satılmazsa emeklerimiz de ziyan olmuş olacak. Bunu fark ettiğim zaman babamla işte bir yaz günü balkonda oturuyorduk ve şu cümleyi kurdum, ”Babacığım ben bir sosyal medya hesabı açacağım. Eda’nın bahçesi diye. Oradan insanlara neler yaptığımızı gösterelim. Hani biz burada böyle bir iş yapıyoruz. İşte mavi yemiş üretiyoruz. Yaban mersini üretiyoruz ve biz kendi ürettiğimiz meyveleri direkt olarak tüketiciye satmak istiyoruz, bunu gösterelim. İnsanlar belki pazardan ya da manavdan almak yerine bizden almak isterler.” diye bir yola girdim ve çok güzel bir ilgi oldu gerçekten. Ya o gün bugündür hem sosyal medyayı idare ediyorum, hem de sosyal medyadan satışlarımı idare ediyorum.
Bu işten iyi para kazanıyor musunuz?
Biz çiftçiler olarak kendimiz fiyat belirleyemiyoruz. Piyasaya göre bir fiyat belirleniyor. O fiyata da bizim uymamız gerekiyor. Siz daha yüksek bir fiyat söylediniz ama sizi tercih etmeyebiliyorlar. O yüzden bizim maliyetimiz her sene artsa bile bazen bazı yıllar fiyat çok düşük kalabiliyor ve biz o sene çok çok az kazanabiliyoruz ki bu kadar katma değeri yüksek bir meyve üretmemize rağmen. O yüzden çiftçilikte işte çok iyi kazanıyorum dersin bir sene, öbür sene tamamıyla eksiye de düşebilirsin. Yani biz doğayla işbirliği içerisindeyiz. Dış etkenler tamamıyla doğal etkenler de bahçemizi 5 dakika içerisinde tamamıyla sıfıra indirebilir. Don dolu gibi. O yüzden benim kazancım şu an orta ama bu yükselecek ya da düşecek şu an diyemiyorum. Çiftçiler beni anlar. Her sene değişkenlik gösteriyor.
Babanızla çalışmak nasıl bir duygu?
Benim için babamla çalışmak çok güzel bir duygu. Ben onun fikirlerine ve bilgisine saygı duyuyorum. O da benim fikirlerime ve bilgime saygı duyuyor. Bu şekilde birbirimizi tamamladığımız için zaten böyle sağlıklı bir bahçemiz var. Biz burada meyvelerimizi üretirken tamamıyla zehirsiz tarım yapmaya özen gösteriyoruz. Çünkü bu meyveyi satın alanların birçoğu da aslında ufak tefek hatta bazıları da çok büyük hastalıklarla mücadele ediyor. Doktorlar da öneriyor. Doktor önerisiyle bizden alanlar oluyor. O yüzden biz ilk önce kendi ailemizi, kendi ailemizdeki minikleri ya da yaşlı bireyleri, hasta bireyleri düşünerek, daha sonra da ülkemizdeki bütün insanları düşünerek bahçemizin kapısından içeri bile herhangi bir tarım zehri sokmuyoruz.
Burada yoğun bir tempoyla mı çalışıyorsunuz?
Mavi yemişin faydaları saymakla bitmiyor. Tepeden tırnağa vücudumuzun bütün bölümlerine faydası olan bir meyve. Göz sağlığı, kalp sağlığı, cilt sağlığı birçok yararı var. Daha iki gün önce kendime şunu söyledim ”Çok yoğun bir tempo var. Bunu nasıl kaldıracak vücudum?” Gerçekten inanılmaz büyük bir tempoda çalışıyoruz. Yazın sabah 5’te başlayan mesaimiz, akşam benim mesaim gece 12’de 1’de bittiği zamanlar oluyor. Çünkü sabah hasadımızı yapıyoruz. O topladığımız meyveleri aynı gün kargoya veriyoruz en taze şekilde. Öbür gün de müşterilerimize ulaşmış oluyor. Maksimum ikinci gün straforlu sıcak yerleri gönderdiğimizde ikinci gün ulaşmış oluyor. Ben gönderdikten sonra biraz da pimpirikli olduğum için açıp teker teker bakıyorum. İşte kargolar yerine ulaşmış mı? Ulaşmışsa nasıl ulaşmış? Bir sıkıntı var mı? Müşteri memnun mu? Ama sabah uyanıyorum mesela bir müşterimiz mesaj atmış oluyor. Eda Hanım işte ben daha önce böyle güzel aromalı bir meyve yemedim. Bundan daha önce yediklerim neydi acaba diye böyle çok güzel bir mesaj atıyor ve gece o hissettiğim bütün işte ben yapamayacağım galiba duygusu sabah siliniyor. Tekrar bir döngüye girmiş oluyoruz.
Benim hedefim bahçeyi 100 dönüme çıkarmak değil; asıl hedefim tek bir meyve bile ziyan olmadan markamızı büyütmek.
Bu işe yetişmekte zorlanıyor musunuz?
Hem genç olmam hem de kadın olmamdan dolayı bu bilinen bir gerçek. Kadınlar bir yere kadar yetiyor. Gücümüz her şeye yetmiyor. O yüzden fiziki olarak çok zorlandığım zamanlar oluyor. Hala zorlanıyorum. Hala çok cüsseli bir insan değilim. Kışın daha çok yiyorum. Yaza daha kilolu gireyim ki çünkü vereceğim o kiloları. Aynı şekilde sadece ben değil, babamın da 10 kilo verdiğini biliyorum babamın yazın. Çok yoğun bir tempo. Yoruluyorum ama yorulduktan sonra motivasyonumu tekrar toplayıp sabahında tekrar dinç bir şekilde işime başlayabiliyorum. Bunun da en büyük sebebi işimi sevdiğim için. Yoksa gerçekten çok zor. Yani severek yapmamız gerekiyor. Karşılaştığım başka zorluklar genellikle sosyal medyadan geliyor bana. Şu yorum ilk zamanlarda çok alıyordum. ”İşte baban işleri yapıyor. Sen video çekiyorsun, babanı paylaşıyorsun. Kendini paylaşıyorsun. Arka tarafta işte video editi yapıp paylaşıyorsun.” tarzı yorumlar alıyordum. Ama şimdi o da artık azalarak bitti. Çünkü insanlar gerçekten benim burada nasıl çaba sarf ettiğimi gördüler. Bana inandılar, güvendiler.
Gelecek hedefleriniz neler, bahçeyi büyütmeyi düşünüyor musunuz?
Sürekli beynimin bir köşesinde bahçemizin durumu ve acaba işte hasat başlayınca neler yaşayacağız, ne yapacağız bunu düşünüyorum. O yüzden burası benim sadece ekmek teknem değil evim de oldu. İznik Mavisi bizim tescilli markamız. Biz kargoya gönderdiğimiz zaman İznik Mavisi logosuyla gönderiyoruz. İznik mavisi benim bebeğim gibi bir şey. Birlikte doğduk, birlikte böyle büyümeye devam ediyoruz. Babamla birlikte kurduğum yani butik bir mavi yemiş markası. Taze meyve markası. Ama bu ilerledikçe mesela geçen sene ilk kez yoğun bir şekilde marmelat üretimi yaptık. Ben bahçemizi büyütmektense işte 10 dönüm değil de 100 dönüm meyve yapacağım değil benim hedefim. 10 dönümde kalacağız. Benim asıl hedefim bu meyvelerimin bir tanesi bile çürümeden bütün meyvelerimi değerlendirip katma değerli ürünlere çevirmek. Mavi Yemiş. Mavi yemiş denilince akla İznik mavisinin gelmesini hedefliyorum ben. İşte reçel alacaksak işte İznik mavisinden alalım. Mavi yemişse İznik mavisinden alalım. Onu hedeflediğim için bahçeyi büyütme hedefim yok. Markayı büyütme hedefim var. Bu bahçe bana oldukça yetiyor. Yetmediği zamanlar olursa bahçeyi büyütmeyi düşünüyoruz şu an için.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
