Haberler

Ender Mutfakta Anlatıyor: Sokak Lezzetlerinin Peşinde

Adana’nın dumanı üstünde tüten sokaklarından, dijital dünyanın iştah kabartan karelerine uzanan bir başarı hikayesi… Ender Şire, nam-ı diğer “Ender Mutfakta”, mutfağa olan merakını profesyonel bir içerik üreticiliğine dönüştürürken aslında şehrinin gizli kalmış hazinelerini de gün yüzüne çıkarıyor. “İnsanlara bu işi anlatana kadar çok zorluk yaşadım,” diyen Şire ile petrol ticaretinden gastronomi dünyasına geçişini, içerik üretiminin mutfağını ve Adana kebabına olan sarsılmaz sadakatini konuştuk.

“Gidip deneyip beğenmediğim mekanları kesinlikle paylaşmıyorum ama o mekanlar için kötü de demiyorum.”

Kendinizden bahseder misiniz?

Ben Ender Şire. 1976 yılında Adana’da doğdum. Yemek merakım ilkokulda başladı, eve geldiğimde herkes annesinden yemek bekler, ben beklemezdim geçerdim mutfağa kendime bir şeyler hazırlamaya çalışırdım. Sonra lise bitince üniversiteyi kazandım ama gitmek istemedim. Petrol işiyle uğraştım, bir dönem tuhafiyecilik yaptım. Anne ve baba tarafın hep ticaretin içindeydi. Çiftçilik, otopark ve petrol istasyonu gibi çeşitli işler yaptık. 

Ben hiçbir zaman gurmeyim demedim.


Sonra bir tanıdıkları 2 gün boyunca gezdirdim, kebapçıya falan götürdüm. Ondan sonra ‘’Adana’da böyle bir şey yapsam nasıl olur?’’ diye düşündüm. Sosyal medyadan mekanları tanıtayım dedim. O zamanlar Adana’da karnaval vardı ve bir influencer geliyordu, ona ısrar ettim ‘’Ben sizi gezdiririm.’’ diye, sonrasında onların yanına girdim. Onları güzel yerlere götürdüm ve yorum olarak ‘’Siz buraları nereden biliyorsunuz?’’ dediler. Onlar da beni etiketlediler ve takipçi sayım hızla yükselmeye başladı. 

Bu işe nasıl başladınız?

İlk başladığımda nasıl video yapılıp paylaşılacağını bile bilmiyordum. Sonrasında evde kendim yemekler yapmaya başladım, mekanları gezip paylaşmaya başladım. Adana çok lezzetli bir şehir. Adana’da deniz olduğunu bilmeyen insanlar var. Ben Instagram sayesinde hem Adana lezzetlerini, hem de Adana’nın güzelliklerini paylaştım. 

Hangi konularda zorluk yaşadınız?

Uzun yıllardan beri emek veriyorum, video çekiyorum, yiyorum, içiyorum, geziyorum. 5-6 farklı ülke gezdim. Türkiye’de çok fazla yere gittim. Cebimden harcıyorum aslında. Benzin parası, otelde konaklama parası veriyorum. Takipçi sayısı az olunca kimse sponsor olmuyor, şimdi sponsorlarımız olmaya başladı. Ben mekanlara gidip fotoğraf çekeceğim dediğimde ‘’Gel otur, yemek yiyelim, ne işin var fotoğrafla’’diyorlardı, şimdi mekanlar sıraya giriyor çağırmak için. 

Babam bile ilk zamanlar dalga geçiyordu ‘’Ben yerim yemeğimi beklemem.’’ diye, 2 sene sonra kimseyi elletmiyordu ‘’Ender daha video çekmedi.’’ diyordu. İnsanlara anlatana kadar çok zorluk yaşadım. Ama içerik konusunda hiç sıkıntım olmadı. Çünkü kimsenin bilmediği yerleri biliyorum, bunları anlatana kadar aylar geçti. 

İçerik çekerken nelere dikkat ediyorsunuz?

Ben hiçbir mekana araştırmadan gitmiyorum. Sonuçta insanlar bana güveniyor. Gidip deneyip beğenmediğim mekanları kesinlikle paylaşmıyorum ama o mekanlar için kötü de demiyorum. sonuçta durduk yere mekanı karalamaya gerek yok, onlar da evlerine ekmek götürüyorlar. Ben iyileri ve beğendiklerimi paylaşıyorum sadece. Video çekerken amaç insanın canının çekmesini sağlamak. Belki yiyemeyenlere kötülük yapıyoruz ama biz işimizi yapmak zorundayız. 

Dünyada tek bir yemek şansınız olsa ne yersiniz?

Kebaptan her gün yeriz. Başka sektörler bu yüzden iş yapamıyor. Çünkü insanlar buna vereceğim parayla kebap yerim diyor. Biz Adana’da kebapla büyüdük. Burada evlerde her yerde mangal vardır. Kebapçılar doludur. Hafta sonları her yerde mangal dumanlarını görebilirsiniz.

”Bu işi hiçbir zaman ticaret olarak görmedim.”


Bu işi yapmak isteyenlere ne önerirsiniz?

Ben gurme değilim. İnfluencer olmak istiyorum diyenlere, dersini çalışman lazım, uğraşman lazım, iyi içerik üretmen lazım diyorum. Ben hiçbir zaman gurmeyim demedim. İyi bir kebabı anlayabilirim ama iyi bir şarabı veya makarnayı anlamam. Ne ile büyümüşsem onu bilirim, içli köfteyi bilirim, şırdanın iyisini anlarım. Ama mozzarella peynirli pizza iyi mi, kötü mü diye not veremem. 

Bu iş kolay değil, başta emek ve çok para vermeleri lazım. Bu işi hiçbir zaman ticaret olarak görmedim. Ben paranın peşinden koşmadım, işimi iyi yaptığım için sonradan geldi. Yaptığım işten keyif alıyorum. Şu an yaptığım işte mutluyum. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir