Haberler

Mahalle Kültürünün Renkli Sesi: Meşhur Menemenci Cemal Polat

İstanbul’un kalabalığında, sabahları hayata gülümseyerek uyanan ve mutluluğu bir yudum çayda, bir sahan menemende bulan bir isim Cemal Polat. Küçük yaşlarda boyacı sandığıyla başlayan, kasap dükkanlarında şekillenen ve sonunda kendi deyimiyle “Türkiye’nin tek menemencisi” olmaya uzanan bir hayat hikayesi onunki. Leman dergisi karikatüristlerinin elinden çıkan logosu, 18 farklı çeşit menemenin piştiği mutfağı ve “müşteri kriteri” olan kendine has duruşuyla Cemal Bey, sadece yemek yapmıyor; bir kültürü, sevgisini katarak yaşatıyor. Avrupa’dan misafir ağırlayan bu mütevazı dükkanın ve ardındaki renkli kişiliğin ilham veren öyküsüne davetlisiniz.

“Ben sabahları gülerek uyanırım, hayata çok farklı ve renkli bakıyorum.”

Kendinizden bahseder misiniz?

Ben Cemal Polat. Elazığ doğumluyum. 1 yaşından beridir İstanbul’dayım. Babamla birlikte buraya gelmişiz. Babam emekli olunca biz çalışmaya başladık. Eskiden 20 kişi bir evi paylaşabiliyorduk. İkinci sınıftayken babam boya sandığını getirmişti bana boyacılık yapayım diye. Sonrasında ona sorduğumda ‘’Ben onu yapmasam, sen böyle olmazdın. Okumayacaksan bir meslek sahibi ol diye yaptım.’’ diyordu. O zamanlar yokluk vardı, boyacılık yaptım, simitçilik yaptım. İlkokulu 7 senede bitirdim. Çocuklar top oynarken ben boyacılık yapıyordum. 

Kendime Türkiye’nin tek menemencisi diyorum.


Ben mesela sabahları gülerek uyanırım, hayata çok farklı güzel bakıyorum. Renkli bakıyorum. Mutlu olmak çok zor bir şey değil, para gerektiren bir şey değil. Şu bardak bir yudum almak bile keyifli geliyor bana. Zaten mutlulukta göreceli bir kavram, senin bakış açına bağlı yani. Hayattan keyif almazsan, kös kös oturursan zaten mutlu olamazsın. İlla ki bir şeyle uğraşman lazım. 

Bu işe nasıl başladınız?

Ben 14 yaşlarında kasaba girdim ve uzun bir süre orada çalıştım. Sonrasında kendi işimi kurmak için ayrıldık. Kasap açacaktım ama param yetmedi. O zamanlar kuzenim bir kebapçı aldı, tek başına yetişemiyordu, ondan sonra onun yanında başladım. Birinden devralmıştı dükkanı ama daha alalı 10 gün olmuş, bunalmıştı. Beni görünce ‘’Ben yapamıyorum, sen al burayı.’’ dedi. Sonra başladım, biraz değpiştirip modern hale getirdim. Markanın logosunu Leman dergisinden karikatürist arkadaşım var, ona yaptırdım. 

Menüde hangi çeşitler var?

İsmimizi Meşhur Menemenci koyduk, insanlar kendisi meşhur etti. Avrupa’dan bile gelenimiz çok oluyor. Almanya’dan gelenler oluyor. Güzel yaptığıma inanıyorum bu işi. Menemen bizim kültürümüz ve ben bu kültürü yaşattığıma inanıyorum. Sevgimizi katıyoruz işin içine. Bu dükkanda 18 çeşit menemen var. Kaşarlı, karışık, kavurmalı, sosisli, kıymalı, tavuklu, patatesli, pastırmalı, zeytinli, fındıklı, mantarlı, hamsili… En çok tercih edilen beyaz peynirli, patatesli ve kavurmalı menemen. 

”Müşteri her zaman haklıdır sözüne karşıyım.”


Bu işi yaparken zorlandığınız noktalar oluyor mu?

Bir insana yemek yapıyorsun, dünyanın en kutsal şeyini yapıyorsun ama bizim ülkemizde maalesef saygı yok. Ben birkaç kez müşteriyi kovdum. Onlara da ‘’Hanımefendi, siz müşteri kriterlerimize uygun değilsiniz.’’ dedim. Biz burada menemenciyiz, kendimizi çok aşağıda veya yukarıda görmüyoruz. Buraya gelip 5 yıldızlı bir hizmet bekleyemezsin. 

Müşteri her zaman haklıdır sözüne karşıyım ben, her zaman haklı değildir. Kendime Türkiye’nin tek menemencisi diyorum, biraz iddialı bir laf ama menemen yapıyorlar, yanında köftesi hamburgeri falan oluyor. Biz sadece menemen yapıyoruz. 


Muhteşem krepler

Bunlar da ilginizi çekebilir
Haberler

Anadolu’nun Mutfak Mirası ve "Damak Hafızası": Sahrap Soysal ile Lezzet Yolculuğu

Sahrap Soysal için yemek, yalnızca bir tarifin uygulanması değil; nesiller boyu aktarılan bir sevgi bağı ve kültürel bir hafıza meselesi. Anadolu’yu karış…
Haberler

Mutfaktaki Neşenin ve Kültürel Mirasın İzinde: Sahrap Soysal

Ekranların en enerjik, en içten ve “aileden biri” olmayı başaran nadir isimlerinden biri o. ODTÜ mezunu bir kimyagerken, 40 yaşından sonra hayatın…
Haberler

Adım Adım Zeytinyağlı Yaprak Sarma Nasıl Pişirilir?

Zeytinyağlı yaprak sarma denince akan sular durur. Kimisi kalem gibi ince sever, kimisi bol ekşili… Ama hepimizin ortak noktası, o tencerenin kapağını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir