Ayaz Geçer’in hikayesi, Şırnak’ın tozlu yollarından MasterChef mutfağına, oradan da kendi işletmesinin başına uzanan tam bir azim öyküsü. Henüz 11 yaşında Türkçe bilmeden geldiği Ankara’da, bulaşık suyundan “tava sallamayı” öğrenen Ayaz, bugün kendi imzasını taşıyan lezzetlerle gastronomi dünyasında adından söz ettiriyor. Ailesine daha iyi bir gelecek sunma gayesiyle yola çıkan genç şefin, zorlukları nasıl birer basamağa dönüştürdüğünü bu röportajda tüm samimiyetiyle okuyacaksınız.
“Ben tava sallamayı, bulaşık köpüğünü tavanın içine koyup sallayarak öğrendim.”
Bu mesleğe nasıl başladınız?
Ben Ayaz Geçer. 1999’da Şırnak’ta doğdum. Ben aslen Siirtliyim. Çocukluğum hep çalışarak geçti. Okula yazılıydım ama devamsızlığım çoktu. 7-8 yaşında hurdacılık yaparak haftalık harçlığımı çıkarıyordum. O harçlıkla hafta sonu halka tatlısı alıp satıyordum. Kazandığım parayı geri anneme verirdim. O yüzden erken yaşta okulu bırakmak zorunda kaldım. Aile benim için her şeyden daha önemli. Abim her sene gurbete gider gelirdi, Ankara’da mutfaklarda çalışırdı. Ben okulu bıraktıktan sonra, ‘’Ayaz gel burada bir şeyler sahibi ol.’’ dedi. Ben 11 yaşında Ankara’ya ayak bastığımda bir kelime Türkçe konuşmayı bilmiyordum. Yaşım küçük olduğu için işe almayacaklardı ama boyum uzun olduğu için bir şekilde bulaşık yıkamak için işe girdim. Bana ‘’Önce dili öğren, sonra seni mutfağa alırız.’’ dediler. Ben tava sallamayı bulaşık köpüğünü tavanın içine koyup sallayarak öğrendim. El açması pizzayı temizlik bezini aça aça öğrendim.
Ben sadece ailemin yettiği kadar yer açmak ve onlara güzel bir gelecek sunmak istiyorum.
Ben sabah 6’da işe gidiyordum, akşam 6’ya kadar. 1-2 saat uyuyup sonra mutfakta işi öğrenmeye çalışıyordum. Artık bulaşık yıkamak istemiyordum ve yemek yapmak istiyordum. İnsanların karnını doyurmak, onları mutlu etmek benim hoşuma gitti. Bu mesleği yapacağıma dair kendime ant içtim. Sonra beni mutfağa aldılar. Yaklaşık 6 ay içinde bütün yemekleri ve reçeteleri ezberledim. Sonra balık restoranında çırak arıyorlarmış, oraya başvuru yaptım. İlkte almadılar, 3-4 gün boyunca devamlı gidip geliyordum. ‘’CV’in güzel değil, seni alamayız.’’ diyorlardı. ‘’Ben zaten çırak olarak başvuru yapıyorum, mesleki bilgim yok.’’ diyordum ve hırsımı gördükten sonra işe aldılar. Eti öğrendikten sonra Moğol mutfağını öğrenmek için Ölüdeniz’e gittim.



Masterchef’e katılmaya nasıl karar verdiniz?
Ben sürekli çalışıyordum, sonra ‘’Benim bir şeyler yapmam lazım, kimse beni görmüyor. Bu mesleği çok seviyorum ve daha çok öğrenmek istiyorum ama öğrenmeme izin vermiyorlar, beni işe almıyorlar.’’ dedim. Bir arkadaşım Masterchef’e başvuruyordu, ondan sonra ben de başvurmaya karar verdim. Arkadaşım bana ‘’Büyük ihtimalle torpille alıyorlar, seni de almayacaklar.’’ dedi. Ben de ‘’Bir kere şansımı deneyeceğim, almazlarda yurt dışına çıkacağım.’’ dedim. Başvurudan 15 gün sonra beni mülakata çağırdılar. Sonra eve gidip anneme söyledim ve olmazsa yurt dışına çıkacağımı da belirttim. Annem o gece sabah 5’te kalkıp dua etmiş, ‘’Allah’ım benim oğlumu benden ayırma, hayallerinin peşine gitsin, yarışmada başarılı olsun’’ diye. Ben bu kadar ilerleyeceğimi tahmin etmemiştim, kimseyle ters düşmedim. Üçüncü oldum ve Metin’e elendim, o da birinci oldu zaten, şampiyona elenmiş oldum.
Kanatçı açmaya nasıl karar verdiniz?
Ben yarışmada kaldığımız evde 2 sene boyunca kanat pişirdim. En sevdiğim yemek kanattı. Sonra şefler de yapmamı istedi ve onlara da hazırladım. Mehmet Şef bana ‘’Ayaz senin bunu insanlara sunman lazım.’’ dedi. Bugün kanatçı açtıysam Mehmet Şef’in tavsiyesi üzerine oldu. Bu kanadın patentini aldım, kanadın yanında anne salatası yapardım. Adana’da bir teyzeden yemiştim salatayı, sonra evde kaç kere denedim olmadı. Domatesi, soğanı değiştirdim gene olmadı. Sonunda tekrar teyzenin yanına gittim, sağolsun tekrardan gösterdi bana.
Tavuk kanat yapmanın püf noktaları nelerdir?
Kanatları önce 2 gün salamurada bekletmek lazım. Sonrasında şişlere ip gizi dizilir ve açık ateşte 7-8 dakika pişmesi gerekir. Eğer 6 dakika pişerse içi çiğ kalır, 10 dakika pişerse içindeki suyu kaybeder. Şişteki kanatları çok sık çevirmemek gerekir. Aslında hiçbir eti sık sık çevirmememiz lazım. Çünkü eti ne kadar çok çevirirsen o kadar suyunu kaybeder. Mühürleme dediğimiz olay burada başlıyor. Önce bir mühür, sonra arasını açıp pişirmek lazım, sonra da servis edilir.
”Etin mühürlenmesi çok önemlidir. Şişteki eti çok sık çevirmemek gerekir.”
Franchise vermeyi düşünüyor musunuz?
Biz kanadı aslında farklı bir boyuta taşıdık. Salamura da beklettiğimiz için çok lezzetli oluyor. Ayrıca sosumuz da çok lezzetli. Bu sos için çok uçuk paralar teklif edenler oldu. Bu kadar para ediyorsa, değerlidir diye düşündüm ve patentini aldım. Zaten Mehmet Şef bunun uyarısını yapmıştı bana. Yaklaşık 320 tane franchise isteği var ama hiçbir şekilde vermeyi düşünmüyorum. Ailemin yettiği kadar yer açmayı düşünüyorum. Yurt dışı için de projelerim var.
Gelecek hayaliniz nedir?
Benim şu an tek hayalim var. İki abim de inşaata gidiyor. O iki abimi inşaattan çıkarıp kendi işlerinin başında durmasını istiyorum. Bir tane bacım var iki çocuklu. Eniştem demir çelik fabrikasında çalışıyor, onlara daha güzel bir gelecek sunabilmek istiyorum. en büyük hayalim annemi ve babamı hacca göndermek. Aileme güzel bir gelecek sunabilmek benim tek hayalim.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
