İstanbul’un sokak lezzetleri arasına korku filmi konsepti ve alışılmışın dışındaki “Sloppy Joe” yorumuyla hızlı bir giriş yapan Horo Burger, sadece bir restoran değil, 12 yıllık bir reklamcılık geçmişinin ve sosyolojik bir gözlemin ürünü. Kurucusu Horo Bey, başlangıçta “insanlarla diyalog kurmaktan çekindiği için” takmaya başladığı maskesini, bugün markasının ikonik yüzüne dönüştürmüş durumda. Pandeminin en sert günlerinde dükkan tutup vazgeçmeyen, reklam ajansı ortaklığını bırakıp mutfağın kaosunu yaratıcılıkla birleştiren Horo Bey; sessiz, derinden ve tutkuyla büyüttüğü markasının hikayesini bizlere anlatıyor.
“Pandemi patlayınca o stratejik maske fikri çöpe gitti, geriye markamın ikonik yüzü kaldı.”
Ben Horo Bey, Horo Burger’in CEO’su 1982 yılında İstanbul’da doğdum. Neden bu maskeyi takıyorum? Çünkü ufakta korku filmlerini çok severdim, çok da izledim. Korku filmli konseptli bir yer çok yapmak istiyordum, biraz da böyle esnaf olabileceğim mi olamayacağımı stresi yaşıyordum. O stresi de yenmek amaçlı korku filmlerinde hep böyle bir maskeli katil olur oradan yola çıkarak dedim, Ben maskeli olayım, insanlarla çok fazla diyalog da kurmam esnaflığı beceremem.” korkusundan dolayı içeride maskeli dururum dedim. Ama sonra pandemi patlayınca zaten maskede sadece burun ve ağız açık olduğu için o fikir çöpe gitmiş oldu. Bu da benim marka yüzüm oldu. Liseyi Beşiktaş’ta okudum, üniversiteyi de Eskişehir Anadolu Üniversitesi Sosyoloji bölümünde. Ben aslında Radyo Televizyon ve Reklamcılık bölümünü istiyordum ama bölümüm eşit ağırlık olduğu için buraları yazamıyordum. Buraya en yakın bölüm neresi sosyoloji diye düşündüm dedim ki oradan fazla ders alırım diye sosyoloji okuyayım hem de genel kültür olur zevkli de bir bölüm pişman da değilim.
Reklamcılıkta bir noktadan sonra hep başkası için çalışıyorsunuz. Yeme-içme sektörü ise bambaşka; burada markanız sizin çocuğunuz gibi.
Bu işe girme fikri nasıl ortaya çıktı?
Sosyolojiyi biraz araç olarak kullandım ben. Oradan mezun olduktan sonra da reklam ajansına stajyer olarak başladım. Ondan sonra 12 yıl reklam yazarlığı yaptım. Reklamcılık sektörü, kaos dolu bir sektör diyebilirim. Reklam sektöründe ilk sene çok mutluydum, bir süre sonra içindeki krizlerden dolayı bunlara katlanamayacağımı düşündüm. 12 yıl geçti, bir yer açma fikri zaten her zaman kafamda vardı. Herkesin de kafasında olduğunu düşünüyorum bu fikrin. Bizim arkadaşlarla gittiğimiz her yer genelde köfteci üzerineydi. Bende o kafadan yola çıkarak böyle bir yer açtım. Reklamcılık sektöründe son 5 sene zaten bu işte devam etmek istemiyorum diyordum. Bir ajansa ortak olmuştum ama orada mutlu olmadığımı fark ettim. Sonrasında böyle bir işe girmeye karar verdim ve ilk yaptığım şey konsept bulmak oldu. O zamanlar bir Burger furyası vardı o furyaya gireyim ama farklı bir şey yapayım dedim. İyi burgerci çok olduğu için, onlara alternatif bir şey olsun kafasındaydım. 2020 Mart ayında tuttum 15 gün sonra da pandemi patladı. İlk 5 ay boş dükkana kira verdim, orada çok zorlandım. Kendi birikimimle açmıştım zaten aileden de biraz destek aldım. Acaba vazgeçsem mi diye düşündüm, sonrasında devam etmeye karar verdim.



Neden Sloppy Joe?
Ufakken böyle filmlerde gördüğüm bir yemek vardı: Sloppy Joe. Bir gün evde bunu denedim ve bunun üzerine neden bir dükkan yok dedim. Çünkü tam bizlik bir lezzettı. Sonrasında Türkiye’nin Sloppy Joe dükkanını açmış bulundum.
Kırılma noktanız neydi?
Kırılma noktası bir sürü var aslında. Mesela ilk yaptığım bir reklam vardı, inanılmaz bir ses getirmişti. Sonrasında bir klip gibi reklam yaptım, o da aşırı ses getirmişti. Sonrasında çevredeki insanlar buraya gelip ‘’Siz burada tek misiniz?’’ diye soruyordu. O da beni gaza getirdi biraz.
”Horo’nun kitlesinden çok mutluyum ve şubeleşip bu ruhun kaybolmasını istemiyorum. ”
Reklamcılık sektörü mü, yeme içme sektörü mü?
Tabii ki, yeme içme sektörü. Kendi işinin motivasyonu bir başka oluyor. Yani kendi işin senin çocuğun gibi, emek veriyorsun, yürütüyorsun. Onun da motivasyonu farklı oluyor tabi. Reklamcılık sektöründe bir noktadan sonra patrona veya müşteriye çalışıyorsun. Maddi olarak bence aynı seviyedeyim eve kafa olarak aynı noktada değilim. Psikolojik olarak daha iyiyim. Horo’nun kitlesiyle de mutluyum, farklı şubeler vermeyi tabi ki düşünmüyorum. Marka senin çocuğun gibi emek veriyorsun, o yüzden o emeğin alınmasını istemem. Ben sessiz ve derinden ilerliyorum. Aniden böyle bir patlamayla değil. O yüzden bundan sonraki hedefim de sessiz ve derinden büyümek.
Öne Çıkanlar
Muhteşem krepler
